Felak Suresini aşağıdaki youtube videosundan izleyebilirsiniz.

Felak Suresi 5 ayettir, Mekke şehrinde indirilmiştir ve Kur’an-ı Kerim’de 30. cüzdedir.

Felak Suresinin İnişi şu şekilde gerçekleşmiştir.

Nurlu Medine’de gelmiştir. Beş âyettir. Yüce şöyle buyurmuştur:

“De ki: Sab’ahın Rabbİna sığınırım.”

Bu iki sûrenin nüzul sebebi şöyle olmuştur: “Lebîd bin Asım” Rasulullah (s.a.v)’e büyü yaptı. Bu herif yahûdi idi. Rasûlü Ekrem (s.a.v)’ in tarağı ve saç telleri ele geçirildi. Bunlar “hurmadan bir kılıf içine yerleştirildi. ;

“Zervan” adlı kuyuya içinde ve bir taşın altına konuldu. Rasulullah (s.a.v)’ da sihirin bir yol boyunca tesiri az-çok görülmeye başladı. Son kırk günde şiddetlendi. Son üç gün içinde de çok şiddetlendi. Rasulullah (s.a.v) sıkıntılı idi. Bazan yapmadığı bir işi yaptığını zannediyordu. Hanımlarını ziyaret ettiğini ziyaret etmeyi düşününce ziyaret ettiğini sanıyordu. Bu, kimsenin bilmediği bir durumdu. Peygamberlik görevini eksiksiz yapıyordu. Âyeti yanlış okuduğu rivayeti yoktur. Bir gün Hz. Âişe (ra)1 nin evinde bulunuyordu. ‘a dua ve niyaz ediyordu. o arada uykuya daldı. Uyanınca Hz. Âişe (ra): “— Ben ‘tan sorduğum sorunun cevabını aldım,” dedi.

Hz, Âişe: “O nedir?” diye sordu. Rasulu Ekrem şöyle buyurdu: “— İki kişi bana geldi. Birisi başım, diğeri ayaklarım tarafına durdu. Birincisi sordu: (_Ona ne oldu?) Öbürü: (—Buna sihir yapılmış?) Diğeri: (—Kim sihir yapmış?) Diğeri: (—Lebîd bin Âsim). Diğeri: (—Ne içinde?) Öbürü: (—Tarak, saçlar ve hurma lifi içinde.) Öbürü: (—O nerede?) Diğeri: (Benîzureyk’ın kuyusu Zervanda) Öbürü: (Ne yapmalı?). Diğeri: (Kuyunun suyunu boşaltarak o taşın altındaki bu şeyleri çıkarmalı). Rüyasında Rasulullah (a.s)’ a olay, olduğu gibi gösterildi. Bunun üzerine Rasulü Ekrem Hz. Ali, Ammar bin Yâsir’i ve Zübeyr önce oraya gönderdi. Kendisi de birkaç kişi ile o kuyuya geldi. Sihir ortaya çıkarıldı, üzerinde onbir düğüm ve bir putcuk vardı. Bu putçuğun üzerine de İğneler batırılmıştı. Cebrail (a.s) gelerek “Mu-avezeteyn’i oku” dedi. Rasulullah (s.a.v) her iki âyeti okudukça bir düğüm çözülmüş ve bir iğne de çıkıyordu. Son âyete geldiğinde hem düğümler çözüldü1 iğneler de çıktı. Rasulullah (s.a.v) kendini hafiflemiş hissetti. Lebîd suçunu itiraf etti. Rasulullah onu bağışladı. Onu öldürmemelerini tenbih etti.

Rasulullah (s.a.v): “—Felâk, cehennemde bir ağaçtır. Hak Teâlâ bir kâfire şiddetli azap vermek istediği zaman onun yemişinden yedirirler. Rivayete göre Kaabul Ahbar bir kiliseye uğradı. Bîr kaç kişi ibadet ediyorlardı. Onlara: “—Ey azgın kavim! Felak sizin içindir.” Ona: “—Felak nedir?” diye sorulunca şöyle dedi: “—Cehennem içinde bîr kuyudur. Onun kapısı açılsa, bütün cehennemlikler onun azabından korunmak için feryat ederler.”

Yüce şöyle buyurmuştur;

‘Yarattığı şeylerin şerrinden,”

Müfessir Mukatıl (r,a): “Cinlerin ve insanların şerrinden ‘a sığın” diye yorumladı. Bu hususta varlıklar iki ana kısma ayrılır: Birisi teklif ehlidir. Onlara itaat emredilmiştir, Onların şerri günah işlemeleri, ‘ın emirlerine aykırı davranmak, birbirlerine zarar vermek. Biribirini öldürmek, dövmek-sövmektir. Bir kısmı da “hayvanlardır. Mükellef değildir. Onlar ısırmak, sokmak gibi zarar verirler. Haşaratın da bir kısım zararı vardır. Cemâdatın-cansızların da zararı vardır. Su da boğulmak, taş düşmek, ağaçtan düşmek v.s, serinden ‘a sığınırım.

Yüce şöyle buyurmuştur:

“Karanlığı çöküp bastığı zaman gecenin şerrinden.”

Kaybolduğu zaman Ay’ın şerrinden, Karanlık cinlerin yayıldığı zamandır. Bundan ‘a sığınırım.

Gizli plânlar da gece yapılır. Şeytanın da vesvesesi gece artar. Bunlardan ötürü ‘a sığınmak emredilmiştir.

Yüce şöyle buyurmuştur:

“Düğümlere üfüren (nefes) lerin şerrinden.” Düğümlere üfürerek sihir yaptıran kadınların şerrinden de ‘a sığın. Büyü yaptıran ekseriya kadınlar olduğu için “üfüren kadın nefesler” olarak zikrediliyor. Yüce şöyle buyurmuştur:

“Ve haset edenin haset ettiği zaman şerrinden” “Hased” başkasının elindeki servetin, güzelliğin ve makamın ve mevkiin yokluğunu istemek. Onları çekememek,” demektir. ‘ın takdirine ve taksimine razı olmamak demektir. Haset hakkında Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Haset iyilikleri, ateşin odunu yaktığı gibi yok eder, bitirir.” ü Teâlâ bütün kötülükleri gizli olarak anlattı. Fakat en son “haseften açıkça bahsetti. Onun zararının fazlalığından dolayıdır. Rasulullah’a (s.a.v) büyü yapmak da haset etmenin sonucudur. Çünkü Peygamberliğin İsrâiloğullanndan Araplara geçmesi yahudiîeri çileden çıkardı. Bu âyetler bize “rukiyye” yapmanın caiz olduğunu gösterir. Okuyarak efsunlamak caizdir.

Felak Suresi ve Anlamı şu şekildedir.

De ki:

Yarattığı şeylerin kötülüğünden,
Karanlık çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden
Düğümlere üfleyerek büyü yapan üfürükçülerin kötülüğünden;
Kıskanç kişinin kıskançlığının kötülüğünden
Işıyan ufkun Rabbine sığınırım.

Bismillâhirrahmânirrahîm

De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, ka-ranhğı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskan*dığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

Kelimelerin İzahı

Felâk, sabah demektir. Araplar, son derece açık olan bir konu için derler, Musibet ve hayret verici şey demektir. Bunun aslı, yarmak olup “bir şeyi yardım” mânâsına gelen sözün*den alınmıştır. Yanlan her şey, ister hayvan, tane veya tohum olsun, felâktır. Sabahı yaran”[2] âyetinde de bu mânâda kullanılmıştır. Zürrumme şöyle der:

Nihayet, sabah aydınlığı onun yüzünden etrafa yayıldığında… Gâ**** zifiri karanlık gece demektir, Gece karanlığının ilk vakitleridir. Gece karardığında denir. Şâir şöyle der:

Bu gece, iyice karardı. Üzüntü ve uykusuzluktan rahatsız oldum. Karanhğıyla bastırdı. Girmek demektir. Neffâsât, üfürükçüler demektir. Tükrüksüz üfürmek mânâ*sına gelen 7 benzeridir. Tükrüklü olursa buna Jü denir. Antara Şöyle der:

İyileşirse (ne âlâ). Ben ona üflememişimdir. Kaybedilirse zaten o kaybolmayı hak etmiştir.

Âyetlerin Tefsiri

1. Ey Peygamber! De ki, geceyi yaran ve karanlığı dağıtan sabahın Rabbine sığınırım. İbn Abbâs şöyle der: Felak, sabah de*mektir. Nitekim Yüce Allah, “Sabahı yaran”[5] buyurmuştur.[6] Arap darb-ı meselleri arasında “O, sabah aydınlığından daha açıktır,” sözü vardır, Tefsirciler şöyle der: Sığınma vakti olarak sabahın tahsis edil*mesinin sebebi şudur: Gece karanlığından sonra sabah aydınlığının yayıl*ması, sıkıntıdan sonra rahatlığın gelmesine benzer. İnsan, nasıl sabahın doğmasını beklerse, korku içinde olan kimse de başarının gelmesini öyle bekler.

2. İnsan, cin, hayvan ve haşere gibi bütün yaratıkların ve Allah’ın yarattığı bütün eziyet vericilerin şerrinden Allah’a sığınırım.

3. Karardığı ve zifiri karanlık haline geldiğinde gecenin şerrinden Allah’a sığınırım. Çünkü gece karardığında insan ve cin*lerin kötüleri etrafa yayılır. Bunun içindir ki Araplar şu darb-ı meseli söyle*mişlerdir: “Gece, şerri en iyi gizleyen şeydir”. Fahreddin Râzî şöyle der: Geceleyin yırtıcı hayvanlar inlerinden, haşereler yerlerin*den çıktığı, hırsız ve soyguncular hücuma geçtiği, yangınlar olduğu, yardım imkânı az olduğu için, gecenin şerrinden Allah’a sığınmak emredildi.

4. İpliklerde düğüm yapıp üfleyen büyücülerin şerrinden de Allah’a sığınırım. Bu büyücüler, sihirleriyle Allah’ın kullarına zarar vermek ve karı kocayı birbirinden ayırmak için bunu yaparlar: “Oysa büyücüler, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler”[10] Ebû Hayyân şöyle der: Muavvizeteyn sûrelerinin inmesinin sebebi Lebîd b. A’sam olayıdır. Lebîd, tarak, saç, erkek çiçek kapçığı, üzerine onbir düğüm atıl*mış ve iğnelerle dikilmiş iplerle Hz. Peygamber (s.a.v)’e büyü yapmıştı. Bunun üzerine Muavvizeteyn sûreleri indirildi. Rasulullah (s.a.v) her âyeti okuduğunda bir düğüm çözüldü ve kendisinde bir hafiflik hissetti. Nihayet son dügmü çözülünce, zincirden kurtulmuş gibi ayağa kalktı.

5. Başkasının nimetinin elinden çıkmasını iste*yen ve Allah’ın kendisi için ayırdığı rızka razı olmayan hasetçinin şerrin*den ç!e Allah’a sığınırım.

Edebî Sanatlar

Bu mübarek sûre birçok edebî sanatı kapsamaktadır. Bunları aşağıya özetliyoruz:

1. arasında cinâs-ı nakıs vardır.

2. Kelimesi sûrede birkaç defa tekrarlandığı için itnâb yapılmıştır. Maksat, bu vasıfların adiliğine dikkat çekmektir.

3. “Yarattıklarının şerrinden…” Âyet-i kerîme’sinden son*ra, gelenlere önem verildiğini vurgulamak için umûmî olandan sonra husûsî olan zikredilmiştir. Zira bunun mânâsı umûmî olup gecenin, üfürükçülerin ve hasetçilerin şerri bunun kapsamına girer. 4. ile o arasında cinâs-ı iştikak vardır.

5. Âyet sonlarına riâyet için fasıla harfleri birbirine uygun düşmüştür.

Yüce Allah’ın yardımı ile “Felak Sûresi”nin tefsiri bitti.

Bir zaman Peygamber efendimizle yolculuk yaparken şiddetli bir fırtınaya tutulduk. Resûlullah, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyup, bana buyurdu ki: Ey Ukbe,bu iki sûre ile Allaha sığın; zira Allaha hiç bir kul bunlardan daha fazîletli birşey ile sığınamaz!

Felâk sûresini çok okuyan kimseye, Cenab-ı Hak, kolay yollardan rızık nasip eder. İnsanların hasedinden, her türlü şer ve kötülüklerden muhafaza eder.

Hazret-i Âişe vâlidemiz, Peygamber efendimizin yatacağı zaman, “İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyup, ellerine üflediğini, sonra da elleri ile vücudunu sıvazladığını bildirmektedir.”

Felak Süresi Meali (Türkçe Anlamı) Mumsema 113 - el-FELAK

Felak, sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir. Bunndan sonra gelen Nâs sûresiyle birlikte ikisine “iki koruyucu” anlamında “muavvizeteyn” denir. Bu sûrelerin şifa maksadıyla okunduğuna dair hadisler vardır. Medine’de inmiştir. 5 (beş) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

1. De ki:”Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım,
2. Yarattığı şeylerin şerrinden,
3. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4. Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ,
5. Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

Felak Suresi Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak.  Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.

felak-suresiFelak Suresi Manası

1. Sonsuz kerem ve rahmet eden Allah ‘ın adıyla (okumaya başlıyorum.)

2. (Biz her çağın müslümanına şöyle diyoruz) De ki: Mahlûkların Rabbine sığınmayı dilerim.

3. (Yani) O’nun yarattıklarının (iç ve dış) kötülüğünden,

4. Karanlıklar meydana getiren ve ortalığı karanlıklara boğanın kötülüğünden,

5. (İnsanlar arasındaki) bağları (koparmak için) üfürenlerin kötülüğünden,

6. Haset etmeye girişen hasetçinin kötülüğünden, (Allah’a sığınırım).